Gerçek Bir Aşk Hikayesi...

28/10/2009





(Asrısaadette yaÅŸanmış gerçek bir kesit )

Hifa ve Süheyb

Yıl asrısaadet yılı, aÅŸkların en güzelinin yaÅŸandığı mekân ve zaman.

Ölümsüz sevdaya doÄŸru yol alan, ilahi aÅŸkın sırrına mahzar olan ve kalplerinde sadece onun sevgisini taşıyanların yılı.
İşte o yıllarda vuku bulan bir aÅŸk kıssası… Hifa ve Süheyb

Hz peygambere teslimiyetin güzel bir vesikası… Hifa ve Süheyb
Madde den geçip mana ikliminde aÅŸkı yaÅŸayanların hikâyesi… Hifa ve Süheyb


Hifa genç, güzel, ÅŸan-ÅŸöhret sahibi ve oldukça zengin bir kadın;
GüzelliÄŸi dilden dile dolaÅŸan, ÅŸan ÅŸöhreti saraylara kadar ulaÅŸan,
Birçok kimsenin kendisi ile evlenmesi durumunda her ÅŸeyini feda edebileceÄŸi birisi… hifa

Öyleki hifayı duymayan, güzelliÄŸini bilmeyen kimseler kalmamış sevda çöllerinde.
O kadar güzel ki hifa… ;krallar saray anahtarlarını getirip önüne bırakıyor.
Zamanın zenginleri kervan yükü kadar mücevher ve altın vaat ediyor.
Sahabe eÅŸleri ise Hifa ile akraba olabilmek için Hifa yı kocalarına istiyorlar.

Aman ya rabbi… Bu ne aÅŸk, bu ne seda ve bu ne güzellik ki insanlar onunla eÅŸ olabilmek için kıyasıya yarışıyor; tüm zenginliklerini, mal varlıklarını, mevki ve makamlarını onun önüne seriyor ama o bunların hiç birine bakmıyor ve yanaÅŸmıyor.

Bu nasıl bir edadır ki ya rab; insanın başını döndüren, kanını kaynatan, sarhoÅŸ eden bu tekliflere karşı “rıza en lillah” çizgisini koruyan bir ruh var bedende. Beden de ruh tende hifa var…

Ama ilahi bir saygı var hifa da; o bu ilgi ve alakadan rahatsızdır çünkü. O olup bitenden dolayı gerçekten çok üzgündür.

DüÅŸtüÄŸü bu müÅŸkül vaziyetten kurtulmak için hz. peygambere giderek durumu ona arz eder.
Ve kendisi için hayırlı bir meÅŸguliyet ister.

—Hifa Allah resul’ünün kendisine meÅŸguliyet olarak çeÅŸitli
Dersler ve ibadetler vereceÄŸini bekler.

—Oysa Hz peygamber hifa ya meÅŸguliyet olarak evlenmeyi tavsiye etmiÅŸtir.
Bu durum karşısında Hifa Allah‘ın resulüne ÅŸöyle der.

—Ey Allah’ın resulü madem meÅŸguliyet olarak evlenmeyi öneriyorsunuz;
Öyle ise kiminle evleneceÄŸim hususunda da karar vermeme yardımcı olunuz. Buna karşılık hz peygamber pratik bir çözüm bularak;

—ÅŸöyle dedi; yarın sabah namazına mescide ilk giren kim olursa onunla evleneceksiniz. Sonucu da size bildireceÄŸim der ve hifa oradan ayrılır.



—sonra hz peygamber mescide giderek bunu herkese ilan eder.
Bu duyuru dilden dile, kulaktan kulaÄŸa dolaşır ve ahalide büyük bir heyecan baÅŸlar.

Öyle ya birçok kimsenin güzelliÄŸi, ÅŸanı, ÅŸöhreti ve zenginliÄŸi için evlenmeyi arzuladığı, kervanlar dolusu altın ve mücevher vaat ettiÄŸi, evli olan kadınların bile sadece akraba olabilmek için kocalarına istedikleri hifa artık evlenmeye karar vermiÅŸtir.

O gece heyecan ile birlikte bir koÅŸuÅŸturma baÅŸlar sokaklarda.
kaldırılıp mescide gidebilsinler. Hatta o gece bir kısım insanlar ise sabaha kadar uyumamayı bile göze almışlardır.

—sabah namazı için hazırlıklar yapıla dursun. Fakat sahabeden öyle birisi de vardır ki ne olup bitenden haberdar, nede olup bitenle ilgilenecek durumdadır. O kendi halinde, kendi derdinde, kendi meÅŸguliyetinde, kendi aczinde; fakir, yetim, öksüz ve gariptir.

İşte o kimse de hiçbir ÅŸeyle ilgilenecek durumda olamayan Süheyl dir.
Süheyl mescidin etrafında yaÅŸayan ashabı suffadandır.

Yani o ne harcayacak bir dirhemi, ne başını koyacak bir evi, nede üzerindekilerden baÅŸka giyecek bir elbisesi olmayan fukara ve sersefil bir sahabedir. Tabi üzerindeki elbiselere de elbise dersek…

DiÄŸer taraftan hazırlıklar tamamlanmış bütün tedbirler alınmış ve herkes sabah namazı için kendisini ayarlamıştır.

Sabah namazı için peygamber mescide gelerek beklemeye baÅŸlar. Az sonra bir gölge belirir mescidin kapısında ve içeriye giren Süheyl’dir.
—hz peygamber Süheyl’e; seni bu vakitte buraya getiren nedir diye sorar.

Çünkü mescide ilk girendir Süheyl.
Tabi Süheyl’in olanlardan haberi olmadığı için; sabah namazına geldim ya resul Allah der.

—hz peygamber: hifa olayından haberin yokmu senin diye sorar.
—Süheyb: Haberim yoktur ya resul Allah; hem haberim olsa dahi benim hifa ile ne iÅŸim olabilir ki der.

Bunun üzerine hz peygamber hifa meselesini Süheyb’e anlatır.
DinlediÄŸi olay karşısında ÅŸaÅŸkın ve hayretler içindedir Süheyb.


“Allah o gece Medineli erkeklerin gözlerine derin bir uyku koymuÅŸ ve kimseler sabah namazına mescide gelememiÅŸlerdir”
Sonra sabah namazı vaktinin çıkmasına yakın bir zaman kala cemaat mescide gelmeye baÅŸladı.
Ve gelen herkes merakla talihlinin kim olduÄŸunu sordu.

—hz peygamber:

Mescide ilk gelenin Süheyl olduÄŸunu ilan etti.
Hemen akabinde ise hifaya haber gönderildi ve Süheyl ile evleneceÄŸi belirtildi.

Hifa da teslimiyete yaraşır bir ÅŸekilde tereddütsüz bunu kabul etti.
Ne var ki hifanın duyulmuÅŸ olan ÅŸanı, ÅŸöhreti, güzelliÄŸi ve zenginliÄŸi kadar;

Süheyl’inde kimsesizliÄŸi, çelimsizliÄŸi, fakirliÄŸi ve yetim oluÅŸu biliniyordu çevrede. Zaten herkesi hayretler içinde düÅŸündüren kısmı da buydu ya.

Hifa gibi bir kadına Süheyb gibi bir eÅŸ…
Sonra Hz peygamber hifa ile Süheyl’in nikâhlarını kıyar ve Süheyb’e bakarak; EÅŸine bir hediye almasını söyler.

— Süheyb mahcup bir eda ile başını önüne eÄŸer ve oldukça kısık bir sesle; Ey Allah’ın resulü deÄŸil hediye almak, üzerimde bana ait bir dirhemim bile yoktur der.
Bunun üzerine hifa oradan kalkar ve eve gider. İçinde 100 dirhem bulunan bir kese göndererek; bunlar Süheyl’indir istediÄŸi gibi kullansın der.

—Dirhemleri alan Süheyb çarşıda gezerek iki dirheme bir hediye alır ve akÅŸam karanlığında hz peygamberin nikâhlarını kıydığı eÅŸi hifanın evine gider.
Bu gece Süheyl’in zifaf gecesidir. Çarşıdan almış olduÄŸu hediyeyi hifaya takdim eder
Ve ÅŸöyle der:
 -Ey hifa bundan sonra sana benimle evlendiÄŸin için sabretmek düÅŸer.

Bana da senin gibi birisi ile evlendiÄŸim için elbette ki ÅŸükretmek düÅŸer.
Sana sabretmek düÅŸer çünkü benim gibi çelimsiz, fakir, periÅŸan hiçbir ÅŸeyi olmayan biriyle evlendin.
Bana da gerçekten ÅŸükretmek düÅŸer çünkü senin gibi güzel, zengin ve varlıklı birisi ile evlendim. Ve ÅŸöyle devem eder Süheyb:

Allah’ın bize bahÅŸettiÄŸi bu evlilik için gel bu geceyi ona ayıralım ve ibadetle geçirelim.
Ben ÅŸükrümü sen sabrını eda et. Umulur ki ben ÅŸükredenlerden sende sabredenlerden yazılırsın.
Ve her ikisi o geceyi sabah namazı vaktine kadar ibadetle geçirirler.
Rablerine dua ve niyazda bulunurlar, kendilerince sabır ve ÅŸükürlerini eda ederler.


Sabah namazı vakti girince Süheyb mescidin yolunu tutar.
Mescide vardığında hz peygamberin kendisini karşıladığını görür.
Sonra içeri girer girmez Allah resulü Süheyb’e sorar;

-
Ya Süheyb siz bu geceyi nasıl ihya ettiniz, ne amel iÅŸlediniz de yüce Mevla’yı bu kadar kendinize razı ettiniz. o da müjdeleyen bir eda ile Cebrail’i gönderdi. Müjdeler olsun ya Süheyl müjdeler olsun.

Bu sözleri duyan Süheyb kendinden geçmiÅŸtir artık. Boynu bükülüvermiÅŸ sesi kısılmıştır artık ve mahcup bir eda ya bürünerek;
Ve… İnen ayette yüce Mevla ÅŸöyle buyurmuÅŸtur:
—ne mutlu o kimselere ki; rabbine ibadet etmeyi kendi zevklerine tercih ettiler. Bizde o kulları affettik.

Sonra Süheyb ellerini açarak;”ya rabbi sen ki beni affettin, bağışladın tekrar günah iÅŸleyerek yaÅŸamak istemiyorum, senden niyazım sana kavuÅŸmak” diye dua etti. Ve duasından sonra ruhunu teslim etti.

—Allah resulü buyurdular ki : Hifada ÅŸu anda ruhunu teslim etmiÅŸtir.
Ve her ikisi yan yana açılan kabirlere defnedildiler
Ölümsüz aÅŸka, ölümsüz sevdaya doÄŸru ...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Var'sın ''Yok'' Desinler...

Öyle bir devim ki, hakikatte pireyim. Bir delik gösterin de utancımdan gireyim. N.Fazıl Kısakürek

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro